25 Ekim 2012 Perşembe

Sınıfa Dair...

Bu yazı dün sabah yazıldı fakat bugün ancak yayınlandı.

Dün akşam ojelerimi sürdüm ve yattım. Tatili bu yüzden seviyorum bir bakıma da.. Okul olunca ne uykumu alabiliyorum, ne de oje sürebiliyorum. Neyse geç kalmış olabilirim bu konuyu anlatmak için ama size sınıfımdan bahsediyim biraz.

İlk haftalarda sevmiştim sınıfımı. Ama bu ara değişti fikrim. Sınıfın bir bölümü çok konuşuyor, bir bölümü sessiz sakinlerden oluşuyor bir kısmı da kendini birşey sanan erkeklerden. Böyle diyorum da gerçekten öyleler. Aralarından biriyle ortaokulda da aynı sınıftaydım. Hiçbir kızı beğenmez, soruyu çözemezse soru yanlış der, hocaya bu böyle değil falan der yani herşeye muhalefet... E onunla gezenkerde ona benziyor işte. Neyse birde ders çalıştıklarını gözümüze sokanlar var. Kız her ders, her tenefüs açıyor test kitabından çözdüğü sayfayı birde  koymuş fosforluyla doğru yaptım edasıyla o sayfaya bakınıyor. Kızım madem çözdün bitti başka kitaba geç, tabi kaldıysa çözmediğin kitap. Diğeri kimya, matematik dersinde bağırır. Şuraya onu yazacaz buraya bunu diye. Diğeri de coğrafya dersinde susmaz bu etkiniliği ben cevaplayayım, diğerini de yapayım... Tamam ders çalışıyorsunuz sinir ediyorsunuz da gaza da getiriyorsunuz. Ben ilk üç hafta konular ilerlesin öyle çalışıyım diye çalışmıyordum. İşte geçen haftalarda başladım Bu tatil de çok güzel oldu. Okuldan gelince yorulduğum için fazla verimli olamıyordu. Bunu söyleyince annem ne yaptın da yoruldun diyor, okula gidip gelmek beni yoruyor zaten. Tatilde çalışacağım işte. Bütün eksiklerimi kapatacağım. Bayramdan sonra yazılılar var zaten. Diğer sınıflar sınavda geçmek için baya çalışıyorlar sanırsam. Her tenefüs  ana binaya gidiyorlar soru sormak için. Ders çalışıyorlar ya...

18 Ekim 2012 Perşembe

Sadece Bir Günde Hayatımızın Merkezi Oldu

Herşey Almanca dersiyle başladı diyebiliriz çünkü ondan sonra anladık herşeyi. Sınıfça birşeye gülmüştük. Sırık'ta(adını sırık koydum, evet) tenefüslerde Sevo'yla (en yakın arkadaşım) dalga geçmeye başladı bu konuda yani bir nevi 'hoşlanıyorum senden' diye sinyal verdi. Her zaman dalga geçen senden hoşlanıyor diye birşey yok ama bir de Sırık derste bakıp duruyordu kıza. Kız artık rahatsız olup yer değiştiriyordu göz göze gelmemek için. O sıralar okulun ikinci haftasıydı; ilk hafta tanışmış, klüpler seçmiştik ve o hafta rehberlikte hoca yerleri ayarlayacaktı. Ben hastaydım o hafta okula gidememiştim ama Sevo'yla mesajlaşıyorduk. Bu bana bir mesaj attı Sırık nerde oturuyor biliyormusun ? Önümüzde! 


Kabus da böyle başladı. Sürekli önümüzde oturacaktı. Önceleri gitmek istedi arkalara çünkü önden kızı kesemiyordu. Sonra pes etti oturdu yine önümüze. Önce dönemedi arkasına sonra sonra alıştı her ders arkaya dönüp Sevo'yla konuşmaya. Bazen hiç çekilmez oluyordu sonuçta dersi anlamıyoruz onun yüzünden işte böyle...Dön önüne diyince dönüyordu ama atarlanıyordu. Ben aşığım modundaydı hep. Gündüz böyle akşamları da faceden konuşuyorlardı. Sevo arada kalmıştı. Bir tarafta 7 yıldır vazgeçemediği bir barışıp bir ayrıldığı, deliler gibi sevdiği adını duyduğunda kalbinin ritminin değiştiği, aklının durduğu, ayrılınca onsuz yapamadığı sevgilisi; diğer tarafta da Sırık. Ordan bakınca Sırık'ın hiç şansı olmadığını düşünüyorsunuz değilmi ? Sevo'da böyle düşünüyordu. Çünkü hem sevgilisini seviyordu ve ailesel sebeplerden dolayı onunla ayrılmak zorunda kalmıştı hemde yakın arkadaşları (O yakın arkadaşlar ben değilim) Sırık'a gıcık oluyordu ve sevgilisinin tarafını tutuyorlardı ayrıca bir de Sırık sabıkalı gibiydi geçen sene kendi sınıflarından biriyle çıkmıştı ve sınıfta yiyişmişlerdi. Bütün 9'lar onları konuşuyordu bir ara. Yine bunlar facede  konuşuyorlar geçen gün. Sırık Sevo'ya teklif etti. O da hayır ama yarın konuşsak sebebiyle dedi. Hayırsa boşuna konuşmayalım gibi birşey dedi. İşte konuştuk o akşam Sevo'yla. Hoşlanıyor gibiydi zaten kıskanıyordu Sırık'ı kızlardan. 'Ne diyim sence 'dedi 'dene bir istersen' dedim. İki gün olacak işte yarın sabah. Biraz da Sırık'ın hal-tavırlarından bahsediyim.

Sürekli arkasına dönüyor işte. Sevo'nun tokasını kokluyor.(Sapık mı ne la ) Bakışıyorlar falan. Sevo'da bir utangaç oldu bu aralar hep yanağı kıpkırmızı geziyor özellikle ona bakınca. İşte ben arada kalıyormuş gibi düşünüyorum böyle de ikisi beraber ben yalnız... O zamanda başımı devirip yatıyorum sıraya. Bazen arkadaşla dolaşıyorum. Yapacak birşey bulamıyorum sınıftan çıksam aklım onlarda kalacak. Sınıf kezban dolu. Konuşacak bir kişi kalıyor ikisi takılırken. Falan böyle işte bu aralar. Sıkıldım Sırık'tan da bazen dünyadan yok olsun şu diyorum. Birde kendime söyleyemediğim gerçekler de var hayatımda onları yazabilirim belki. 

10 Ekim 2012 Çarşamba

Bak bir hayatına; geçmişine, şuana ve geleceğinde yapacaklarına... Başka hangi kadın sana yazılar yazacak, duygularını böyle ifade edecek ? Belki de şiir... Olasılığını sen hesapla matematiğin iyi benden. O sürekli etrafımda dönüp duran, erkeklerin peşinden ayrılmayan sevgilin mi ? Sence yazar mı ? Yada seni sevdiğinden dolayı mı çıkıyorsunuz yoksa sadece yakışıklısın diye mi ? Başka kim senin hal, tavırlarına aşık olabilir ki... Yoo, hayır bencillik yapmıyorum sadece gerçekleri konuştuğumuzu umuyordum. Peki onun rüyalarına giriyor musun sor  bi ?

4 Ekim 2012 Perşembe

Hayallerine Vakit Ayır Mim vol-2


Çok ilginç bir mim ile karşı karşıyayız. Sorular yok bu sefer 'hayalimizdeki evi tasarlıyoruz.'  İnanmazsınız yaklaşık 2 saattir bununla uğraşıyorum. Okula gitmiyorum ya boşum nasılsa (hastayım da rapor aldım) uğraştım işte.





Bir balkon yapamadım ya la. Bulamadım nereden yapılıyorsa :) 




Burası mutfak. Sade olmuş biraz şimdi farkettim :)





Burası da çalışma odası. Kitaplarım için kitaplık ve kahve içerken oturacağım koltuk. 





Burası da en beğendiğim yerlerden biri salon. 





Burasıda bebek odası. Oyuncaklar falan olmayınca çok boş gözüküyor sanki.


En sevdiğim ikinci oda da bu. Sade ve hoş bence. Zaten bu sene de beyaz moda.

Burası da banyo. Bu tasarımı buradan yaptım. Sizde bu yazı görüp, tasarımı yapıp bloga yazarsanız yorum olarak yazın bakıyım hayallerinizdeki evlere. :) Görüşmek üzere :)












30 Eylül 2012 Pazar

Hediyeciklerimm *.^

Okul açıldığından beri çok yoğunum, yorgunum. Aklıma yazmak için bir sürü şey geliyor ama ya boş zamanım olmuyor yada kafamda toplayıp yazamıyorum bir türlü. Gelen hediyelerim de olmasa buralar bir süre bensiz kalacaktı. En kısa zamanda kafamı toparlayıp yazıcam.

Biliyormusunuz bilmiyorum ama Fıstıklı Tombi'nin '4. kez Kitaplaşalım mı ?' adlı etkinliği vardı. Bende o etkinlikte Tuğba ablamla eşleştirilmiştim. İşte bana ondan gelen hediyeler;



O yeşil tokayı çokk sevdim ben. Burda aramıştım ama bulamamıştım tam nokta atışı oldu :) Küpeler benim tarzım değil pek ama elbet birgün kullanırım onları da  :)



Kitapları okumaya başlamadım ama güzele benziyorlar. En kısa zamanda onlara vakit ayırıcam. 






17 Eylül 2012 Pazartesi

Yoruldum



Efenim, bildiğiniz üzere bugün okulun ilk günüydü. Önceki gün 6'da kalktığım için erken uykum geldi. Bende kaçsın diye 2 bardak kahve içtim. Ama kaçmadı karnım ağrıya ağrıya akşam 8'e doğru uyudum. Sabah okul için kalktım uykumu almıştım, erkenden yattığım için. Her neyse giyindim, kahvaltı yaptım çıktım servisi beklemeye... 10 dk geçti gelmedi, 20 dk gelmedi yine...yok. Eda B.'yle mesajlaşıyordum zaten aynı servisten arkadaşım. Servis arıza yapmış, Ceyhun abi servis ayarlamaya çalışıyormuş. Biraz sonra Eda B. aradı her zamanki yerdesin demi, babamla gelip alcaz seni diye. Neyse gittik okula.


Yeni çömezler gelmiş(büyüdüm ya çöm değilim artık :P) Okulun da forması değişmişti(ama bize zorunlu değildi) hepsi mosmor geziyorlar.(yeni forma morr) Ayy müdür, hocalar falan yazın hiç konuşmamışlar heralde. Bik bik öttülar kürsüde. Arasından biride çıkıp demiyor ki, yazık güneşin altında yandılar, sıkıldılar....vs. Bütün sene konuşacaklarını konuştular. Maaşallah. 

10'ları ek binayı vermişler bizde gittik oraya sınıfları açıklayacaktı Osman hoca. Az da orda konuştu. Tam 3 kere evet sınıflarınız dedi ama bir türlü konuya giremedi. Sonunda okudu da hay okumaz olaydı. 5 sınıf bu kadar mı karman çorman edilir arkadaş. Yemediniz içmediniz, nasıl 3 senelerini batırırız diye mi çalıştınız. Sevgi B şubesinde. Sevdiğim hocalardan sadece biyolojiciyle ingilizceci giriyor bizim derse. Oğuz hoca gelmiyor, Kübilaycığım gelmiyor. Neyleyim böyle sınıfı. Bir insan böyle mi soğutulur okuldan ya. Tamam hadi istediğim hocalar girmiyor bizim derse de bari sınıfta anlaştıklarım olsaydı. 3,4 kişi var yaa. Bari çabucak anlaşıyım herkesle bir sorun olmasın. Hocaların bazıları gözümü korkuttu, bazıları da bu konuları sanki biliyomuşuz gibi davrandı, bide uykumu getirdi. 

Bide bundan bahsetmezsem olmazdı. Biz ana binaya gittik, kitapları almak için. Şans Meleğimi gördüm. Bir insanda bu kadar mı şans olur ya :))) Yüzüm kıpkırmızıymış onla konuşurken, Nisa dedi. Merhabalaştık, tam gidiyordu nasılsın dedim iyi sen dedi iyi dedim. Kitaplara bakıyım dedi bende bak dedim. Üniversiteyi sordum. Bir sene daha çalışcam dedi. Aklımda hiç yoktu o. Unutmuştum hatta gözden uzak olunca gönülden de ırak oluyor bende. Ama Allah'ım ne tatlılıktır o. Anumm ağzını burnunu yidiğim. Yok yok ben seviyorum onu hala. Nisa sabah sormuştu törende o noldu diye ? Kapandı o konu demiştim. Hatta öğlen Eda B.de sormuştu. Tamda sevgilisi arkasındaydı bunu sorarken. Neyseki hanfendi klasını hiç bozmadığı için umursamadı bile. Bide 
mal Elif sabah sen yine takacak birini bulursun demişti.ona burdan snne be slk demek geliyırr içimden. Sevgi de keşke onu görmeseydin dedi. Gördüm ama ehehe :)) Ya bugün bir de Eda'ya(bu başka biri ama yine aynı servisteyiz) sinir oldum. Ne zaman şans melegimle ilgili bir konu açılsa ağzını açıyor bi imalı bakışlar falan. Hiç samimi değilsin şekerim. Aksine itici oluyorsun. 

Bugünüm böyle geçti uykum var ve yoruldum.

14 Eylül 2012 Cuma

Azimliyim, Olacak inşallah...

Önceki gün gördüğüm rüyanın etkisindeyim hala. Yolculuk yaparken tanıştığım birine kapılıyodum. Tutkulu bir aşk oluyodu bizimkisi. Kelimelerle anlatamayacağım kadar güzeldi. Ama rüyanın sonunda ortada bıraktı beni ayrıldık. :( Şu beni bırakma olayı olması herşey mükemmeldi. İşte bende tam böyle birini arıyorum. 'Sen şöyle böyle erkek istiyosun da öyleleri sana bakar mı ? Önce kendine bak demezler mi insana' derler tabi. Onun için bende kendime çeki-düzen verdim, veriyorum.

Aslında en yakınımdakine bile söylememiştim bu kararımı hani yapamaz da elime yüzüme bulaştırırsam diye (inş olmaz öyle bişi) biraz da hani yaparsam herkes şok olsun vay be nasıl kızmış azimle başardı diye. Ondan ötürü demedim kimseciklere ama gece Spot Işığını Arayan Kız'ının yazdığı yazıdan cesaret alarak diyorum bende 1,5 aydır kilo vermeye çalışıyorum. Burcumdan dolayı cesaretli bir yapım var fakat kilolarım herşeyi batırıyor. Hoşlandığıma gidiyorum, demesine diyorum da sizce bu kilolarla olacak iş mi ? Eh bende de cesaret falan kalmıyor artık. Yani şu kilolarım gitse herşey çözülecek. Aslında insanların beni beğenmemesinden değil sanırım. Sanaldan konuşuyorlar tanışalım mı buluşalım mı falan... Çocuk hoş olsa da bende özgüven yok ki. Buluşamıyorum işte. Hemde tarzım değil öyle şeyler.

Haftalar önce Nagehan sormuştu 'Kaç erkekle konuşuyorsun ?' diye kimseyle demiştim. Nasıl yani demişti heralde neyin nasılı ya işte yok onlar konuşsa da bende özgüven yok. Bengüyle konuşuyorduk dün. Ben seni böyle seviyorum ama, dedi. Bende, ben kendimi böyle sevmiyorum ama dedim. Sevilmeyecek bir yanın yokki dedi. Arkadaşlarıma göre böyle hep. Biliyorum beni böyle seviyorlar ama işte karşı cins de beni beyenmiyır kankalar. Şu gördüğüm rüyadan sonra baya yalnız olduğumu farkettim. Fazlalıklarımın 1/5'ini verdim. Maşallah diyin. Bide dua ediyin fazlalıklarımın hepsini veriyim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...