16 Eylül 2013 Pazartesi

Yaşasııııın Back to School oldu Fuck to School

Merhaba^^ Ben geldiiim. Nasılsınız? Ben kötüyüm valla. Ama nedeni bugün okulların açılması değil. Ben yazın baya sıkılmıştım evde. Bir yerlere de gidemedik. Okulun açılmasına bir hafta kala ağlama krizleri geçiriyordum artık. Yazın ilk haftalarında bilgisayar başındaydım sürekli, dizi izliyordum birsürü. Bir yerden sonra onlar da sıkmaya başladı. Sıkıntıdan ders çalışıyordum yahu.
Neyse sonra bitti bu ölüm gibi tatilim. Bugün heyecanla okula gittim. Geçen sene yeni açılan ortaokul bizim ek binanın yarısını almıştı, okulları yapılıyormuş,  tamamlanmamış daha bu sene de tamamını aldılar. Seneye gidecekler inşallah. Haliyle çoğu sınıf açıkta kaldı. Fizik, kimya laboratuarı, kütüphane, bilgi işlemi sınıf yaptılar geçici olarak. Bizim sınıf da fizik laboratuarı olmuş. Öğretmen masasında çeşme var :D Doğalgaz bağlantısı var, masalarımız telefonları şarj etmek için ideal :D Aslında güldüğüme bakmayın tam rezillik. Normal sıra yok volmetre derecelerini gösteren falan masalar var. Okulun bir suçu yok burda okulumu gömmüş gibi olmayayım ama. Hepsi Milli Eğitimle alakalı sanırım. İşte.. Masalar 3 kişilik ondan dolayı. Ama bizim grup 4 kişilik... Sevo, Sırık, Sırık'ın arkadaşı, ben. Onlar 3'ü yan yana oturdular. Sinirim bozuldu, ama buna değil. Konuşmuyoruz fazla aramızın açılmasından korkmuyorum. Yalnız kaldım o yüzden. Sınıftaki kızlarla konuşuyorum ama fazla samimi değilim ki onlarla. Çilek de dil sınıfında. Onun yanına gidiyim dedim; onu da bulamıyorum, okulun içinde mal gibi dolanıp durdum her tenefüs. Hayır sınıfta otursam da yapacak birşey yok. Yeminlen bunaldım. Çilek 'O okulda senden başka muhteşem insan ve arkadaş yok.' demişti. Hani ya yalan valla. Olsam yanımıza gelirdin heralde. Tabi arkadaşı var dil sınıfında onunla benim kadar samimi değil ama yine de gelemiyor beyefendi. Daha da gidersem onların sınıfına 2 olsun. Sinir etti beni. Gerçi sabah Sevo'yu uzun bir aradan sonra görünce Çilek'in yanından onun yanına gitmiştim. Ona kırılmış olabilir mi acaba. Ama olsaydı öyle birşey söylerdi sanki. Bilemedim... Ayrıca geçen sene de böyleydi. Ama yazın arada ki soğukluğu kapattık diye düşünmüştüm.
Onun dışında sınıf arkadaşlarım fazla değişmedi. Birkaç sorun çıkaranları yollamışlar başka sınıflara.  Hocaları değiştirmişler falan. Sadece matematikçiyi beğenmedim. 9'dayken dersimize girmişti. Bizden çok soru çözüyordu evde. Marmarayı dereceyle bitirmişti heralde. Ne kadar bilirse bilsin anlatamadı mı dersini, olmuyor... Anlayamıyorum bir türlü adamdan. Ayrıca devamsızlık 10 gün, geçme notu 50 oldu. Uyuyordum ne güzel. Öf. İçinizi bu kadar bunalttım kusura bakmayın bari bu da şarkımız olsun.
  

5 Ağustos 2013 Pazartesi

İzledim: My Week with Marilyn

Yazacağım sürekli diye kendime söz verdim ama yazacak birşeyler bulamıyorum. Hayatım o kadar sıkıcı yani. Madem yazacak birşeyler bulamıyorum bende izlediğim filmleri yazarım bende dedim ve 2 gün önce izlediğim bir filmi yazmak istedim. Sürekli izlediğim filmleri paylaşır mıyım bilemem. Arada paylaşırım sanırım. Neyse şimdi filme geçelim.






Filmin konusu:


1956 yılının yazında, 23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin Clark Oxford'da okuduğu bölümü terk ederek, sinema sektörüne girer ve kendisini o sırada çekimlerine başlanan ''The Prince and the Showgirl'' adlı filmin setinde, en alt kademedeki asistanlardan biri olarak bulur.
Sir Laurence Olivier efsanevi yıldız Marilyn Monroe ve o dönem yeni evlendiği kocası, İngiliz tiyatro oyun yazarı Aurthur Miller'ı merkezine alan film, asistan Colin'in gözünden Monroe'nun İngiltere'de geçen bir haftasını anlatıyor. Miller İngiltere'den bir süre ayrılmak zorunda kaldığında genç asistana da, Hollywood'a dönmeden önce güzel aktristi İngiliz sosyetesi ile tanıştırmak, gezdirmek ve eğlendirmek görevi düşüyor.
Colin Clark'ın günlüklerinden uyarlanan filmde iki genç insan arasında yaşanan karşı konulmaz çekim bir kez daha beyazperdeye taşınıyor. Simon Curtis'in yönetmenliğinde kotarılan yapımda, Marilyn Monroe'yu Aşk ve Küller filminin Cindy'si Michelle Williams canlandırıyor.

Filmde Marilyn'in sete hep geç geldiği, repliklerini unuttuğunu, içsel sorunlar yaşadığı ve hamile olduğu anlatılıyor. Bence Marilyn ile tanıştığı için şanslı bir adammış Colin Clark. Marilyn Monroe hayranıyım. Ve bu diziyi öneriyorum gerçekten beğendim ben. İyi seyirler.









28 Temmuz 2013 Pazar

Kırgınım Sana

Üç hafta önceydi. Sevo'ya mesaj atıyordum, cevap alamıyordum. Çileğe sordum siz konuşuyor musunuz diye ''En son Ramazandan bir iki gün önce telefonda konuşmuştuk sonra benimde mesajlarıma cevap vermedi.'' dedi. Ben en küçük şeyleri bile kafama takıyorum şu sıralar. Benim mesajlarıma neden cevap vermiyor diye sinirlendim önce. Çilek ''Üstüne gitme, bırak biraz.'' dedi. Ama huyum böyle üstüne gittim mesaj attım.
- Ne yapıyorsun ?
+...
- Nasılsın ?
+...
- Niye cevap vermiyorsun ?
+...
- Bir şey mi oldu ?
+...
- Yaşıyor musun ?
+ Evet.
- Hiç öyle gözükmüyor.
+...
- Bilerek mi cevap vermiyorsun ?
+ Evet.
- Sana bir şey oldu sandım, merak ettim ne oldu ki ?
+ Niye merak ettin ?
-  En yakın arkadaşımı merak etmek anormal bir şey mi niye cevap vermiyorsun ?
+ Kötüyüm kimseyle konuşmak istemiyorum.
- Ben kimse miyim ?
+ A( diğer en yakın arkadaşı) ile de konuşmuyorum.
- Peki. Ben de bir şey yaptım da bana küstün sanmıştım.
+ Seninle ilgili değil.
- Sevgilinle mi ilgili ?
+ Hayır.
Sonra bunları söylemesinin üzerinden bir hafta falan geçti. Tam hatırlamıyorum neler olduğunu. Yine mesaj atmıştım bir süre cevap vermedi. Daha sonra da ''Bir ara kötüydüm sonra iyi oldum ama smsim biter diye cevap vermedim.'' diyince bende film koptu.
- Ama ben seni merak ettim. Beni umursamadığını hatta ben unutup sevmediğini bile düşündüm.
+ Seninle ilgili değil demiştim.
- Smsin kaç tane ki ? Ee hep böyle mi olacak yani ?
+ 11.000. bilmem.
- İyi bilme.
Sevgilisiyle konuşuyor ya smsi bitermiş. Vah yazık çok üzüldüm. Hiç anlamıyorum şu sevgilisi olunca arkadaşlarını unutanları. Benim sevgilim olsa arkadaşıma eskisinden fazla zaman ayırmaya çalışırdım, kırılmasın gücenmesin, sevgili bulunca ben unuttu demesin diye. Hem benim içim rahat etmez öyle. Ben sevgilimle konuşacağım da arkadaşımın mesajlarına cevap vermeyeceğim, yok yok benim vicdanım kaldırmaz. Tanıyamıyorum artık onu. Eskiden böyle değildi.

25 Temmuz 2013 Perşembe

Sinan Akçıl Şarkısı Gibi 'Oldu Oldu Olamadı'

Şu andan itibaren günlük tutmaya karar verdim. Bir defter alıp yazmaya kalksam annemin okuyacağını bildiğimden buraya yazmak daha mantıklı geldi. Zaten çok boşladım buraları. Her neyse. Dün Çilekle (Önceki yazımda bahsettiğim en yakın arkadaşım.) buluşacaktık. Önceki gün arayıp haber verdi. ''Beraber iftarda bir yere gidelim.'' dedi. Sevindim biraz da heyecanladım. Neredeyse ne konuşacağımıza kadar hayal ettim. Ona tatilde boş zamanında izlemesi için içi film, dizi ve müzik dolu bir flash bellek götürmeyi bile düşündüm. Ama bazı nedenlerden dolayı gece yarın buluşamayacağımızı söyledi. ''Peki.'' dedim ona. Ama ben sinirden kuduruyorum. Özledim çünkü. Hem de gün boyu evde canım sıkılıyor. Ona da kızamıyorum, elinden gelse buluşabilirdik bunu biliyorum.
Sabah onun telefonuyla uyandım. Yalnız saat sabahın 6'sı. ''Buluşalım.'' diyor. ''Öğlen 12, 12 buçuk gibi buluşalım.'' dedim. Ve geri uyudum. Ama bu sefer 'dün heyecanlanınca iptal oldu bu sefer heyecanlanmazsam iptal olmaz' gibi saçma bir mantığa dayanarak gayet sakinim. Hiçbir şey olmayacak gibi...ki öyle de oldu zaten. 11 buçukta mesaj attığımda ''İşim çıktı, buluşamayacağız.'' dedi. Hayal kırıklığına uğradım biraz. Boşlukta kaldığımı hissettim. Kendimi onu görmeye o kadar hazırlamıştım ki öğleden sonram bomboş geçti. İşte ben günümü böyle geçirdim. Veda konuşması olarak yazacak bir şey gelmiyor aklıma. Böyle hiçbir şey yazmadan gitsem çok mu kaba durur ?

16 Aralık 2012 Pazar

Karışık Durumlar...


Yazılılar bittikten sonra yazarım dedim 2.yazılılar bitti hala yazamadım bir türlü. Yine geçen seneki gibi matematik ve fizik zayıf :( Bide biyoloji kimya beklediğimden düşük geldi. Onları kurtarmam gerekiyor. Neyse derslerden konuşup da can sıkmaya gerek yok. İllaki teşekkür alıcam. Almam lazım...
Bu aralar ben hiç bişey bilmiyorum, düşünemiyorum. Kafam durdu adeta. İyi değilim. Hani arkadaşın mı sevgilin mi derlerde arkadaşım dersiniz ya düşünmeden. Öyle olmuyormuş işte. Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibiyim. Ağladım resmen. Sırf onları anlamak için sevgilim olsun istiyorum. Eğer bende Sevo gibi yaparsam susucam, cidden. Neyseki o(onu ayrı bi postta anlatırım şuanlık böyle bilin) var.
Yazılıyı yazarken beni bunu dinliyorum sizde dinleyin istedim. :) Bilinen bir şarkı ama olsun.

1 Aralık 2012 Cumartesi

Hediyeciklerim

Kitap Bahçesi'nin pembe kitaplaşma etkinliği vardı, duymuşsunuzdur. O etkinlikte benimle eşleşen Yağmur'la hediyeleştik biz. Çok güzel, küçük küçük notlar yazmış, tabi burda paylaşmayacağım. Hediyeleri bunlar ;

                           

Dean Koontz'un gerilim romanı Fanatikler. Tamda bu aralar gerilim, cinayet kitaplarına merak salmışken çok güzel oldu bu elimdeki kitapları bitirdikten sonra hemen okuyacağım.
Nesrin Çelik'in 13. Ay: Mevsim Aşk kitabı. Yazarın adını hiç duymamıştım önceden.Beni aşka inandırabilecek bir kitap olur belki :)
Kurdale şeklince kolye ucu, pembe bileklik, Atatürk resmi(bir çeliğin üstünde-güzel bir kitap ayracı olabilir) ve 10 adet falan kitap ayracı :)


7 Kasım 2012 Çarşamba

Bu Aralar


  • Havalar soğumadan gezmek kafamı dağıtmak istiyorum. Ama gel gör ki havalar erken karardığı için malesef gerçekleştiremiyoruz. Fuar açıldı burada 2 haftadır burdalar heralde. Onlar gitmeden bir daha gezip bilekliklerden almak istiyorum. 
  • Bu aralar sınav mod : on Ortak yazılılar başladığı için eksiklerimi kapatmaya çalışıyorum. Deli gibi çalıştığım söylenemez ama sürekli Kimya, Matematik ve Fizik çalışıyorum. 
  • İki gündür eve gelir gelmez uyuyorum. O yüzden geceleri çalışmaya çalışıyorum. Bugünde 22.00'da kalktım 3 saattir internetin başındayım. 'Ne oturuyorsun hala, kalk çalış' diyceğinizi biliyorum ama hiç içimden gelmiyor valla. Benim yerime kuantum'la, dengelenmemiş kuvvetler'e çalışsanıza. Banyo yapmam da gerekiyor. Bide yarın beden dersi var yorulucam kesin yine ya.
  • Bu aralar hiç dikkat etmedim yediklerime sınavlar falan derken stresten yedim sanki. Yememem gerekiyor biliyorum ama yedikten sonra aklıma geliyor bu kural :)
  • Okuduğum kitabı (Orhan Kemal- Devlet Kuşu) bitirmem de lazım. Orhan Kemal'in kitabını ilk defa okuyorum. Fazla argo kelimeler geçiyor cümlelerde. Bu yönden beğenmedim ama sıkılmadan okuyorum.
    Bu da böyle bir yazı olsun sınavlar bitince daha sık yazarım inşallah. 

25 Ekim 2012 Perşembe

Sınıfa Dair...

Bu yazı dün sabah yazıldı fakat bugün ancak yayınlandı.

Dün akşam ojelerimi sürdüm ve yattım. Tatili bu yüzden seviyorum bir bakıma da.. Okul olunca ne uykumu alabiliyorum, ne de oje sürebiliyorum. Neyse geç kalmış olabilirim bu konuyu anlatmak için ama size sınıfımdan bahsediyim biraz.

İlk haftalarda sevmiştim sınıfımı. Ama bu ara değişti fikrim. Sınıfın bir bölümü çok konuşuyor, bir bölümü sessiz sakinlerden oluşuyor bir kısmı da kendini birşey sanan erkeklerden. Böyle diyorum da gerçekten öyleler. Aralarından biriyle ortaokulda da aynı sınıftaydım. Hiçbir kızı beğenmez, soruyu çözemezse soru yanlış der, hocaya bu böyle değil falan der yani herşeye muhalefet... E onunla gezenkerde ona benziyor işte. Neyse birde ders çalıştıklarını gözümüze sokanlar var. Kız her ders, her tenefüs açıyor test kitabından çözdüğü sayfayı birde  koymuş fosforluyla doğru yaptım edasıyla o sayfaya bakınıyor. Kızım madem çözdün bitti başka kitaba geç, tabi kaldıysa çözmediğin kitap. Diğeri kimya, matematik dersinde bağırır. Şuraya onu yazacaz buraya bunu diye. Diğeri de coğrafya dersinde susmaz bu etkiniliği ben cevaplayayım, diğerini de yapayım... Tamam ders çalışıyorsunuz sinir ediyorsunuz da gaza da getiriyorsunuz. Ben ilk üç hafta konular ilerlesin öyle çalışıyım diye çalışmıyordum. İşte geçen haftalarda başladım Bu tatil de çok güzel oldu. Okuldan gelince yorulduğum için fazla verimli olamıyordu. Bunu söyleyince annem ne yaptın da yoruldun diyor, okula gidip gelmek beni yoruyor zaten. Tatilde çalışacağım işte. Bütün eksiklerimi kapatacağım. Bayramdan sonra yazılılar var zaten. Diğer sınıflar sınavda geçmek için baya çalışıyorlar sanırsam. Her tenefüs  ana binaya gidiyorlar soru sormak için. Ders çalışıyorlar ya...

18 Ekim 2012 Perşembe

Sadece Bir Günde Hayatımızın Merkezi Oldu

Herşey Almanca dersiyle başladı diyebiliriz çünkü ondan sonra anladık herşeyi. Sınıfça birşeye gülmüştük. Sırık'ta(adını sırık koydum, evet) tenefüslerde Sevo'yla (en yakın arkadaşım) dalga geçmeye başladı bu konuda yani bir nevi 'hoşlanıyorum senden' diye sinyal verdi. Her zaman dalga geçen senden hoşlanıyor diye birşey yok ama bir de Sırık derste bakıp duruyordu kıza. Kız artık rahatsız olup yer değiştiriyordu göz göze gelmemek için. O sıralar okulun ikinci haftasıydı; ilk hafta tanışmış, klüpler seçmiştik ve o hafta rehberlikte hoca yerleri ayarlayacaktı. Ben hastaydım o hafta okula gidememiştim ama Sevo'yla mesajlaşıyorduk. Bu bana bir mesaj attı Sırık nerde oturuyor biliyormusun ? Önümüzde! 


Kabus da böyle başladı. Sürekli önümüzde oturacaktı. Önceleri gitmek istedi arkalara çünkü önden kızı kesemiyordu. Sonra pes etti oturdu yine önümüze. Önce dönemedi arkasına sonra sonra alıştı her ders arkaya dönüp Sevo'yla konuşmaya. Bazen hiç çekilmez oluyordu sonuçta dersi anlamıyoruz onun yüzünden işte böyle...Dön önüne diyince dönüyordu ama atarlanıyordu. Ben aşığım modundaydı hep. Gündüz böyle akşamları da faceden konuşuyorlardı. Sevo arada kalmıştı. Bir tarafta 7 yıldır vazgeçemediği bir barışıp bir ayrıldığı, deliler gibi sevdiği adını duyduğunda kalbinin ritminin değiştiği, aklının durduğu, ayrılınca onsuz yapamadığı sevgilisi; diğer tarafta da Sırık. Ordan bakınca Sırık'ın hiç şansı olmadığını düşünüyorsunuz değilmi ? Sevo'da böyle düşünüyordu. Çünkü hem sevgilisini seviyordu ve ailesel sebeplerden dolayı onunla ayrılmak zorunda kalmıştı hemde yakın arkadaşları (O yakın arkadaşlar ben değilim) Sırık'a gıcık oluyordu ve sevgilisinin tarafını tutuyorlardı ayrıca bir de Sırık sabıkalı gibiydi geçen sene kendi sınıflarından biriyle çıkmıştı ve sınıfta yiyişmişlerdi. Bütün 9'lar onları konuşuyordu bir ara. Yine bunlar facede  konuşuyorlar geçen gün. Sırık Sevo'ya teklif etti. O da hayır ama yarın konuşsak sebebiyle dedi. Hayırsa boşuna konuşmayalım gibi birşey dedi. İşte konuştuk o akşam Sevo'yla. Hoşlanıyor gibiydi zaten kıskanıyordu Sırık'ı kızlardan. 'Ne diyim sence 'dedi 'dene bir istersen' dedim. İki gün olacak işte yarın sabah. Biraz da Sırık'ın hal-tavırlarından bahsediyim.

Sürekli arkasına dönüyor işte. Sevo'nun tokasını kokluyor.(Sapık mı ne la ) Bakışıyorlar falan. Sevo'da bir utangaç oldu bu aralar hep yanağı kıpkırmızı geziyor özellikle ona bakınca. İşte ben arada kalıyormuş gibi düşünüyorum böyle de ikisi beraber ben yalnız... O zamanda başımı devirip yatıyorum sıraya. Bazen arkadaşla dolaşıyorum. Yapacak birşey bulamıyorum sınıftan çıksam aklım onlarda kalacak. Sınıf kezban dolu. Konuşacak bir kişi kalıyor ikisi takılırken. Falan böyle işte bu aralar. Sıkıldım Sırık'tan da bazen dünyadan yok olsun şu diyorum. Birde kendime söyleyemediğim gerçekler de var hayatımda onları yazabilirim belki. 

10 Ekim 2012 Çarşamba

Bak bir hayatına; geçmişine, şuana ve geleceğinde yapacaklarına... Başka hangi kadın sana yazılar yazacak, duygularını böyle ifade edecek ? Belki de şiir... Olasılığını sen hesapla matematiğin iyi benden. O sürekli etrafımda dönüp duran, erkeklerin peşinden ayrılmayan sevgilin mi ? Sence yazar mı ? Yada seni sevdiğinden dolayı mı çıkıyorsunuz yoksa sadece yakışıklısın diye mi ? Başka kim senin hal, tavırlarına aşık olabilir ki... Yoo, hayır bencillik yapmıyorum sadece gerçekleri konuştuğumuzu umuyordum. Peki onun rüyalarına giriyor musun sor  bi ?

4 Ekim 2012 Perşembe

Hayallerine Vakit Ayır Mim vol-2


Çok ilginç bir mim ile karşı karşıyayız. Sorular yok bu sefer 'hayalimizdeki evi tasarlıyoruz.'  İnanmazsınız yaklaşık 2 saattir bununla uğraşıyorum. Okula gitmiyorum ya boşum nasılsa (hastayım da rapor aldım) uğraştım işte.





Bir balkon yapamadım ya la. Bulamadım nereden yapılıyorsa :) 




Burası mutfak. Sade olmuş biraz şimdi farkettim :)





Burası da çalışma odası. Kitaplarım için kitaplık ve kahve içerken oturacağım koltuk. 





Burası da en beğendiğim yerlerden biri salon. 





Burasıda bebek odası. Oyuncaklar falan olmayınca çok boş gözüküyor sanki.


En sevdiğim ikinci oda da bu. Sade ve hoş bence. Zaten bu sene de beyaz moda.

Burası da banyo. Bu tasarımı buradan yaptım. Sizde bu yazı görüp, tasarımı yapıp bloga yazarsanız yorum olarak yazın bakıyım hayallerinizdeki evlere. :) Görüşmek üzere :)












30 Eylül 2012 Pazar

Hediyeciklerimm *.^

Okul açıldığından beri çok yoğunum, yorgunum. Aklıma yazmak için bir sürü şey geliyor ama ya boş zamanım olmuyor yada kafamda toplayıp yazamıyorum bir türlü. Gelen hediyelerim de olmasa buralar bir süre bensiz kalacaktı. En kısa zamanda kafamı toparlayıp yazıcam.

Biliyormusunuz bilmiyorum ama Fıstıklı Tombi'nin '4. kez Kitaplaşalım mı ?' adlı etkinliği vardı. Bende o etkinlikte Tuğba ablamla eşleştirilmiştim. İşte bana ondan gelen hediyeler;



O yeşil tokayı çokk sevdim ben. Burda aramıştım ama bulamamıştım tam nokta atışı oldu :) Küpeler benim tarzım değil pek ama elbet birgün kullanırım onları da  :)



Kitapları okumaya başlamadım ama güzele benziyorlar. En kısa zamanda onlara vakit ayırıcam. 






17 Eylül 2012 Pazartesi

Yoruldum



Efenim, bildiğiniz üzere bugün okulun ilk günüydü. Önceki gün 6'da kalktığım için erken uykum geldi. Bende kaçsın diye 2 bardak kahve içtim. Ama kaçmadı karnım ağrıya ağrıya akşam 8'e doğru uyudum. Sabah okul için kalktım uykumu almıştım, erkenden yattığım için. Her neyse giyindim, kahvaltı yaptım çıktım servisi beklemeye... 10 dk geçti gelmedi, 20 dk gelmedi yine...yok. Eda B.'yle mesajlaşıyordum zaten aynı servisten arkadaşım. Servis arıza yapmış, Ceyhun abi servis ayarlamaya çalışıyormuş. Biraz sonra Eda B. aradı her zamanki yerdesin demi, babamla gelip alcaz seni diye. Neyse gittik okula.


Yeni çömezler gelmiş(büyüdüm ya çöm değilim artık :P) Okulun da forması değişmişti(ama bize zorunlu değildi) hepsi mosmor geziyorlar.(yeni forma morr) Ayy müdür, hocalar falan yazın hiç konuşmamışlar heralde. Bik bik öttülar kürsüde. Arasından biride çıkıp demiyor ki, yazık güneşin altında yandılar, sıkıldılar....vs. Bütün sene konuşacaklarını konuştular. Maaşallah. 

10'ları ek binayı vermişler bizde gittik oraya sınıfları açıklayacaktı Osman hoca. Az da orda konuştu. Tam 3 kere evet sınıflarınız dedi ama bir türlü konuya giremedi. Sonunda okudu da hay okumaz olaydı. 5 sınıf bu kadar mı karman çorman edilir arkadaş. Yemediniz içmediniz, nasıl 3 senelerini batırırız diye mi çalıştınız. Sevgi B şubesinde. Sevdiğim hocalardan sadece biyolojiciyle ingilizceci giriyor bizim derse. Oğuz hoca gelmiyor, Kübilaycığım gelmiyor. Neyleyim böyle sınıfı. Bir insan böyle mi soğutulur okuldan ya. Tamam hadi istediğim hocalar girmiyor bizim derse de bari sınıfta anlaştıklarım olsaydı. 3,4 kişi var yaa. Bari çabucak anlaşıyım herkesle bir sorun olmasın. Hocaların bazıları gözümü korkuttu, bazıları da bu konuları sanki biliyomuşuz gibi davrandı, bide uykumu getirdi. 

Bide bundan bahsetmezsem olmazdı. Biz ana binaya gittik, kitapları almak için. Şans Meleğimi gördüm. Bir insanda bu kadar mı şans olur ya :))) Yüzüm kıpkırmızıymış onla konuşurken, Nisa dedi. Merhabalaştık, tam gidiyordu nasılsın dedim iyi sen dedi iyi dedim. Kitaplara bakıyım dedi bende bak dedim. Üniversiteyi sordum. Bir sene daha çalışcam dedi. Aklımda hiç yoktu o. Unutmuştum hatta gözden uzak olunca gönülden de ırak oluyor bende. Ama Allah'ım ne tatlılıktır o. Anumm ağzını burnunu yidiğim. Yok yok ben seviyorum onu hala. Nisa sabah sormuştu törende o noldu diye ? Kapandı o konu demiştim. Hatta öğlen Eda B.de sormuştu. Tamda sevgilisi arkasındaydı bunu sorarken. Neyseki hanfendi klasını hiç bozmadığı için umursamadı bile. Bide 
mal Elif sabah sen yine takacak birini bulursun demişti.ona burdan snne be slk demek geliyırr içimden. Sevgi de keşke onu görmeseydin dedi. Gördüm ama ehehe :)) Ya bugün bir de Eda'ya(bu başka biri ama yine aynı servisteyiz) sinir oldum. Ne zaman şans melegimle ilgili bir konu açılsa ağzını açıyor bi imalı bakışlar falan. Hiç samimi değilsin şekerim. Aksine itici oluyorsun. 

Bugünüm böyle geçti uykum var ve yoruldum.

14 Eylül 2012 Cuma

Azimliyim, Olacak inşallah...

Önceki gün gördüğüm rüyanın etkisindeyim hala. Yolculuk yaparken tanıştığım birine kapılıyodum. Tutkulu bir aşk oluyodu bizimkisi. Kelimelerle anlatamayacağım kadar güzeldi. Ama rüyanın sonunda ortada bıraktı beni ayrıldık. :( Şu beni bırakma olayı olması herşey mükemmeldi. İşte bende tam böyle birini arıyorum. 'Sen şöyle böyle erkek istiyosun da öyleleri sana bakar mı ? Önce kendine bak demezler mi insana' derler tabi. Onun için bende kendime çeki-düzen verdim, veriyorum.

Aslında en yakınımdakine bile söylememiştim bu kararımı hani yapamaz da elime yüzüme bulaştırırsam diye (inş olmaz öyle bişi) biraz da hani yaparsam herkes şok olsun vay be nasıl kızmış azimle başardı diye. Ondan ötürü demedim kimseciklere ama gece Spot Işığını Arayan Kız'ının yazdığı yazıdan cesaret alarak diyorum bende 1,5 aydır kilo vermeye çalışıyorum. Burcumdan dolayı cesaretli bir yapım var fakat kilolarım herşeyi batırıyor. Hoşlandığıma gidiyorum, demesine diyorum da sizce bu kilolarla olacak iş mi ? Eh bende de cesaret falan kalmıyor artık. Yani şu kilolarım gitse herşey çözülecek. Aslında insanların beni beğenmemesinden değil sanırım. Sanaldan konuşuyorlar tanışalım mı buluşalım mı falan... Çocuk hoş olsa da bende özgüven yok ki. Buluşamıyorum işte. Hemde tarzım değil öyle şeyler.

Haftalar önce Nagehan sormuştu 'Kaç erkekle konuşuyorsun ?' diye kimseyle demiştim. Nasıl yani demişti heralde neyin nasılı ya işte yok onlar konuşsa da bende özgüven yok. Bengüyle konuşuyorduk dün. Ben seni böyle seviyorum ama, dedi. Bende, ben kendimi böyle sevmiyorum ama dedim. Sevilmeyecek bir yanın yokki dedi. Arkadaşlarıma göre böyle hep. Biliyorum beni böyle seviyorlar ama işte karşı cins de beni beyenmiyır kankalar. Şu gördüğüm rüyadan sonra baya yalnız olduğumu farkettim. Fazlalıklarımın 1/5'ini verdim. Maşallah diyin. Bide dua ediyin fazlalıklarımın hepsini veriyim.

9 Eylül 2012 Pazar

Durum Raporu

- Bu ara çook mutluyum okul açılıyor ^.^ Şimdi diyeceksiniz millet açılmasın diye ne küfürler ediyor da sen niye açılsın istiyosun diye. Yaz boyu evden çıkmadığım için bol bol sıkıldım. Monotonluktan sıkıldım az ekşın gelsin hayatıma :)

- Az önce annemin teyzelerinden biri bizdeydi. Yine bol bol konuşup durdular. Dert, sıkıntı... Bir susmadılar. Milletin derdi de bunları geriyo ya .

- Selenimi çokcana özledim.Bi türlü arayamıyorum,smsim de yok.Lan beni unutmasından korkuyorum :(


- Yaklaşık 1 aydır Pretty Little Liars izliyorum. Baya sevdim :) İzlemeyenler varsa öneririm. Benim favorim Hanna.


- Saçlarım hep kırık doluydu. Geçenlerde sabah sabah sinirimi bozdu, aldım makası 1,5 karış kestim. Onları kuaföre gidip düzelttirmem lazım. Çarşıya gidebilirsem tabi...

- Bir de bayadır almak istediğim kitaplar var. Annemle gittik kitapçıya 'yok klasiklerden alalım, bu şiddete yönlendirir, şu ne öyle kanlı manlı' diye başımın etini yedi. Bende 'sen almazsan kendim alırım dedim,hıh' En geç bir buçuk hafta sonra alırım ki ben onlarıı.

- Akrabaları facebooktan engelledim. Twitterdan takip ettiğim kişileri de yeniden gözden geçirdim. Bazılarını unf. ettim.

- Dershaneye de yazıldım. Ben dershanesiz ders çalışmayanlardanım. Yani gitmezsem evde ders çalışmıyorum. Annem 'başka dershanelere bakalım onlar nasıl' dedi bende 'Fatma hocamı bırakmam!' demedim tabiki. Öyle dersem aklından bu kıza büyü mü yapıyorlar.....vs. kurar kafasından. 'Ben ordaki hocalarımı seviyorum yeaa' dedim. Sonuçta ortaokulda feni 10 doğru 10 yanlış olan biri sayısalı seçti şurda demi. Ortaokulda vasat hatta fen hocaları tarafından takılmayan biri olarak geçen sene kimyamla biyolojim 4'tü. Fiziği de ne siz sorun ne ben söyleyeyim 6 yıldır kendisini pek sevemiyorum da... Dünya gözüyle şu ortaokuldaki fen hocalarımı bi bulursam 'beni feni kötü diye tınlamıyodunuz şimdi kendi isteğimle sayısalı seçiyom lan ayrıca da yapabiliyorum, sorun bende değilmiiş yanee siz anlatamıyomuşsunuz diycem. Yapcam bunu.

İlham perilerim başkalarının üzerinde uçuyor heralde. Bu yazı da böyle biraz daldan dala atlama gibi oldu ama...neyse.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Kullanılmış Pil Gibiyim

Hani bazı ünlülerin bankacıları onları dolandırmış ya, bende öyle hissediyorum kendimi. Kullanılmış, duygularıyla oynanmış... Dostlarını say deseler ilk sıralarda olacak biriyle bu aralar sorunum var. Tam sorun gibi değil de nasıl diyeyim... Etrafında o kadar kişi var ki beni göremiyor. Hani dostlar sır paylaşırlar ya aralarında. Ne sır paylaşması abicim bizim konuşmamız sadece şunlardan ibaret;

-napıyosun ?
+takılıyorum sen?
-pcdeyim işte bende
+hımmm
-eee
+eeesi sen
-bende bişey yok
+bende de yok
- :)
+ :)

En fazla bu. Ama beni sevdiğini biliyorum, sanırım. Bana daha fazla zaman ayırmasını istiyorum. Bencillik mi bunu istemem ? Ama hani dostlar her zaman yanında olurdu iyi günde kötü günde..( bir an kendimi nikah memuru sandım )....vs.  Ya bırak yanında olmayı bu benim iyi günümü kötü günümü bilmiyor be. Ee anlat o zaman diyeceksiniz anlat neler yaşadığını. Niye anlatıyım ? O bana anlatıyor mu derdini, sıkıntısını, neşesini ? Anlat diyorum bazen, anlatılacak birşey yok iyi gidiyor işte diyor. Ya neler yaşadığını etrafındakilere anlattıktan sonra ayrıca bidaha bana anlatmak istemiyor yada anlatmak istemiyor. İstemiyor temiyor miyor yooor. Tamam da niye ? Her zaman yanında olduğumu bilmiyor mu ? Çok buluşamasak da bir telefon kadar uzağındayım bilmiyor mu ?  Yapabildiğim kadar yardımcı oluyorum bilmiyor mu ? O etrafındakiler yokken ben vardım bunu bilmiyor mu ? Ve etrafındakilerden beni görememesine çok kırılıyorum, cidden.

3 Eylül 2012 Pazartesi

31 Ağustos 2012 Cuma

Sadece Sen

Ben seni karşılıksız sevdim.Acı çektim ağladım hiç birini hissetmedin, bilmedin.Oysa ben sadece seni istedim yanımda. Sadece seni görmek, sadece seninle konuşmak istedim.Sana olan aşkımı başkalarına değil sana anlatmak istedim. Ben sadece seni istedim be illa sevgili anlamında değil dostca arkadaşca. Ben çok birşey istemedim aslında sadece sen...Neyse canın sağolsun...... (alıntı)

Neyse canın sağolsun diyince kapanmıyor bu yara. Biraz buruk-um sadece. Ne öylesine geçip gitti denemeyecek kadar ne de unutabilirim hemen denecek kadar. Unutamam demiyorum. Unuturum belki ama şuan değil. Yakında seninle tanışmışlığımızın 1.yılı olacak. Hani olamazmıydık arkadaş, olabilirdik tabi... Ha olmadık nasılım ? Dediğim gibi sadece buruk.



28 Ağustos 2012 Salı

Mesaj durumu: İletilemedi.

Şans Meleğime;
Gece rüyamda seni gördüm bu yüzden de öğleden sonra kalktım. Kalkmak istemedim belki de rüyadan. Bayadır görmüyordum seni iyi geldin bana. Rüyamda sen vardın sol tarafımda. Diğer tarafımda da Elif abla. Önümde de okuldaki yaşıtların. Gelme amacım neydi, ne arıyorum ben burda derken...



Seninle konuşmaya başladım. Sana sen mi çağırdın beni buraya dedim. Evet anlamında başını salladın. Artık benden mutlusu yoktu. Seninle sıkı fıkı arkadaş olmamıza ramak kalmıştı. Havadan sudan konuşuyorduk. Ne güzeldi. Rüyamda görsem bile seni. Bugün iyi geldin sen bana.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...